Kum ocağı gibi aşındırıcı, değişken nem oranına sahip ve sürekli tonaj basılan tesislerde mil kaybı (mil kırılması, yatak-mil hasarı, eksen kaçıklığıyla birlikte “milin devre dışı kalması”) genellikle tek bir hatadan değil; yanlış sarsak elek ayarı, dengesiz besleme, rezonans, aşırı yük ve yetersiz yağlama/sızdırmazlık gibi etkenlerin üst üste binmesinden doğar. Sarsak elek görevi sadece elemek değildir; aynı zamanda dönen-kayan tüm aktarma organlarını (mil, rulman, kasnak, kayış, eksantrik) yoran dinamik kuvvetleri yönetir. Aşağıdaki ayar yaklaşımı, “daha çok titreştir, daha çok ele” refleksi yerine dinamik yükleri düşürerek verimi sabitleme mantığıyla mil kaybını ciddi şekilde azaltmayı hedefler.
Sarsak elekler bir kütle-yay-sönüm sistemidir. Devir (frekans) ve stroku (genlik) gelişi güzel artırmak, sistemin doğal frekansına yaklaşarak rezonans yaratabilir. Rezonans; gövdede “normalden fazla yürüyen” titreşim, bağlantı civatalarında gevşeme, rulman sıcaklığında artış ve en kritik olarak mil üzerinde alternatif gerilme demektir. Alternatif gerilme, mil kırılmalarının klasik tetikleyicisidir.
Besleme şutu, dağıtıcı ve elek yatağı doğru ayarlanmadığında malzeme tek tarafa biner. Bu durumda sarsak elek gövdesi her çevrimde asimetrik yük taşır; mil “düz dönen bir parça” olmaktan çıkar, eğilme momenti yemeye başlar. Özellikle kum-çakıl karışımlarında iri taneler bir tarafa toplanıyorsa, mil ve rulman ömrü hızla kısalır.
Eğim çok düşükse malzeme yatakta kalır, yük artar; çok yüksekse malzeme “kayarak” gider, sınıflandırma bozulur ve operatör daha fazla genlik/devir ister. Her iki senaryoda da sistem gereksiz dinamik kuvvet üretir. Mil, sürekli “taşıması gerekenden fazlasını” taşır.
Kum ocaklarında en sinsi düşman ince kum ve çamurdur. Yanlış gres seçimi, hatalı gresleme periyodu veya yetersiz keçe/labirent düzeni, rulmanda aşınmayı hızlandırır. Rulman boşluğu büyür; bu büyüme mil kaçıklığı ve titreşim artışıyla birleştiğinde “mil kaybı” kaçınılmaz hale gelir.
Genlik, sarsak elek üzerinde malzemeyi ileri taşıma kabiliyetini belirler; ancak aynı zamanda mil ve rulmana binen dinamik kuvvetleri de büyütür. Pratikte hedef; “malzeme akışını stabil tutacak en düşük genlik”tir. Genel bir başlangıç yaklaşımı olarak:
Uygulama detayı: Eksantrik ağırlık ayarlı sistemlerde, ağırlıkları “sonuna kadar açmak” yerine kademeli ilerleyin. Her kademede rulman sıcaklığı, akım çekişi ve gövde civata gevşemesi gözlenmelidir. Bir ayarın doğru olduğu; yalnızca eleme verimiyle değil, mekanik stresin düşmesiyle anlaşılır.
Devir artırmak, taşıma hızını ve ayrışmayı artırabilir; fakat milin maruz kaldığı çevrim sayısını da yükseltir. Bu yüzden ideal yaklaşım; VFD (hız kontrol sürücüsü) ile küçük adımlarla devir ayarlamak ve kritik bantlardan uzak kalmaktır. Sahada işe yarayan kontrol listesi:
Hedef: Eleme kalitesini koruyup mil ömrünü uzatmak için “maksimum devir” değil, minimum toplam stres noktasını bulun.
Eğim, sarsak elek üzerinde malzemenin kalma süresini belirler. Yanlış eğim, operatörü genlik ve devirle “sorunu döverek çözmeye” iter. Mil kaybını azaltan eğim stratejisi:
Buradaki püf nokta: Eğim ayarı çoğu tesiste “unutulan” ama mil ömrünü dramatik etkileyen bir parametredir; çünkü eğim, dinamik kuvvetlerden önce statik yükü yönetir.
Mil kaybını önlemede en yüksek geri dönüş sağlayan iyileştirmelerden biri eşit beslemedir. Yapılması gerekenler:
Besleme düzgünleştiğinde genliği/deviri düşürmek mümkün olur; bu da mil üzerinde daha az alternatif gerilme demektir.
Sarsak elekte gevşeyen her bağlantı, titreşimin “kontrolsüz bir büyüteci” olur. Düzenli tork kontrolü, şase çatlak kontrolü ve kauçuk takozların kondisyon takibi; milin gereksiz darbe ve kaçıklık yaşamasını engeller.
Mil kaybı “bir anda” gibi görünse de çoğu zaman ön sinyal verir: titreşim spektrumu değişir, rulman sıcaklığı yükselir, akım artar. Basit bir yaklaşım bile etkilidir:
Bir kum ocağında eleğin körlenmesi artınca operatör genliği yükseltiyor; kısa süre sonra rulman sıcaklığı ve titreşim büyüyor, birkaç ay içinde mil hasarı görülüyor. Aynı tesiste yaklaşım değiştirildiğinde sonuç farklılaşır: Önce besleme şutu ortalanır ve dağıtıcı eklenir; sonra eğim küçük adımlarla optimize edilir; en son genlik/devir “gerekli minimum” seviyeye indirilir. Bu kombinasyon, hem eleme performansını stabil tutar hem de mil üzerindeki çevrimsel gerilmeyi düşürür. Buradaki ders basit: Doğru ayar, daha yüksek zorlamayla değil; daha düşük stresle daha stabil üretimle gelir.
Önümüzdeki yıllarda kum ocaklarında kestirimci bakım (predictive maintenance) yaygınlaşacak. Titreşim sensörleri, rulman sıcaklık sensörleri ve motor akım analizleri; basit panolarla bile birleştirilerek “arıza olmadan müdahale” kültürünü güçlendirecek. Ayrıca değişken hız sürücüleri daha akıllı hale geldikçe, eleğin çalışma noktası otomatik optimize edilebilecek: Nem arttığında eğim/besleme ayarıyla birlikte devir adaptasyonu gibi. Malzeme tarafında da körlenmeye dirençli elek yüzeyleri ve daha iyi sızdırmazlık tasarımları, mil-rulman sisteminin düşmanı olan ince kumu sistemden uzak tutacak.
Kum ocağında mil kaybını azaltmanın özü; sarsak eleki “güçle zorlamak” değil, yük ve dengesizliği azaltmaktır. Genlik ve devir, en son dokunulacak ayarlardır; önce besleme dağılımı, eğim, yatak yükü ve rezonans riski yönetilmelidir. Bu yaklaşım, sadece milin değil; rulmanın, şasenin, bağlantıların ve hatta enerji tüketiminin de ömrünü uzatır. Sarsak eleki doğru ayarladığınızda tesis daha sessiz çalışır, daha az ısınır, daha az gevşer ve en önemlisi plansız duruş ihtimali düşer.